‘Ben’ den ‘BİZ’ e…

yazar: Coşkun Sivil (Trakya Üniversitesi)

Yaklaşık kırk  yıllık bir mazisi olan Teorik Arkeoloji Grubu’nun Türkiye’deki ilk toplantısı, Türkiye Arkeolojisinin asırlık sorun birikmişliğinin bir tür boşaltılması niteliğinde gerçekleşti.  Sunumlar dahilinde her başlık, farklı sorunları deşifre etti. Dün ve bugün ağırlıkta olmak üzere arkeolojinin yarını da tartışıldı. Hem öğrenci hem akademisyen cephesinde bir çok sorunda ortaklaşıldığını gördük. Ele alınan konular arasında; çarpık kadrolaşma, hoca – öğrenci ilişkisinde akademik kendileşme  ve arkeoloji eğitiminin sosyal bilim teorileriyle ne kadar beslenebildiği ve teori üretmedeki yeterliliği ilgi çekici konular oldu. Konuşmalarda otorite sorgulamaları yapıldı. Hem akademi içerisinde, hem de devlet bilim ilişkisinde anti-otoriter talepler yükseldi. Öğrenci profilinin niteliği sorgulandı. Yabancı dil eksikliğinin evrensel entegrasyonu engellediği hatırlatıldı. Fakat aynı sorgulama akademi cephesi için de yapılabilirdi. Aynı kaynakların Türkçeye çevrilmesi öğrencileri aydınlatacaktır. Bu misyon ancak yabancı dile hakim akademisyen ve öğrencilere düşer. Bunların ötesinde bazen de arkeolojinin varlığının kendisi sorgulandı. Nasıl toplumsallaşabileceği konuşuldu. İçerik yönünden çok sesli ve sorun merkezli iki gün yaşandı.

Teori önündeki sorunlar öyle büyük ki, bu sorunlar çözümlerin önüne geçti. Bariz sorunlar karşısında zaman zaman tekrara düşüldü, zaman zaman fikir ayrılığına. Fakat tüm bunlar çözüm ve dönüşümün ilk safhasıdır. İkinci günün sonunda hissedilen çözüme dair öneri yetersizliği hissinin, bu sürecin yeni yeni başlıyor olmasıyla ilgili olduğu söylenebilir. Bunlar yapılırken, eleştiri yanında özeleştiri üzerinde durulmaması tek taraflı yaklaşıma neden olabilir. Yine de konuşulan öneriler oldukça cazipti; devletle olan ilişkinin kesilmesi, ulus devlet ideolojisine bir araç olmaktan sıyrılabilmek, bürokrasi hantallığına dur demek ve her alanda boğan hiyerarşinin hastalıklı yanlarını görmek. Fakat bunların gerçekleşmesi aynı zamanda ünvanların ödün vermesi diğerlerinin de özgürleşmesi  demektir. Bu da cesaret ve samimiyet gerektirir. Sosyal teori eksikliği eleştirilirken biz de sosyal yaşamın sınıfsal gerçeklerinden kopuk düşünmezsek hem içte hem de toplumsal bütünlük sağlanabilir. Tüm bunlar düşünüldüğünde  bilimi özgürleştirme yolunda konuşulan bu konular şu an için reformist bir yaklaşımın ilerisine geçti.  Heyecan verici bu radikal söylemlerin yumuşamadan ve kararlılıkla eyleme dökülmesi ise bir özgürlük alanı yaratabilir. Eğer gerçekten herkes bunları samimi olarak istiyorsa ve birlikte harekete hazırsa, arkeoloji içinde her düzeyden destek gelecektir. Yapılacak olanlar başkalarına da örnek teşkil edebilir.  İvmeli başlayan bu süreçte herkesin yapabilecekleri var.

Artık gerek tarihsel bilimsel özgürleşme hareketlerinden çıkarımlar  gerekse dayanışma örgütlenmeleri iki gün boyunca konuşulanların tekrar gündeme gelmeyecek şekilde sonlanmasını sağlayabilir. Bazı eleştirilerde neden- sonuç bağlamında hissedilen eksiklik bu tartışmaların daha geniş katılımla gerçekleşmesiyle aşılabilir. Etken ve edilgen her sonuçta pay sahibidir. Üzerinde durulmayan bir konu da; bir çok sonucun, arkeolojinin mevcut dünya düzeninden ayrı bir yerde duramamasından ve duramayacağından  kaynaklanıyor olmasının vurgusudur. Hepimizi şekillendiren bir dış ortam var ve bu ortamın etkilerinden burjuva bireyciliği ve rekabet algısı bizleri ayrıştırıp bir arada hareket etmekten uzaklaştırıyor. Dolayısıyla kaçınılmaz olarak bu gündemler oluşuyor. Samimiyet yakalanır ve ivme hızlanırsa güzel şeyler olacak. Lisanstan akademiye bu sorunlar aşılırsa yaratıcı zekanın yaratıcı üretimlerini konuşabiliriz. Bizleri korkutan ise; bu söylemlerin otoriteler karşısında yumuşaması ya da bu düzeydeki hallerinin tekrara düşerek sıradanlaşması ve etkisini yitirmesi. Bundan sonra her şeyi açıklıkla konuşarak, ‘Ben’ bir yana bırakıp, ‘BİZ’ için harekete geçebiliriz.

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Archaeological Caricatures

TAG-Turkey is hosting an exhibition of satirical editorial cartoons—in Turkish, karikatür—that comment on the practice, politics, and public understanding of archaeology in Turkey.  The exhibition, “Born in Anatolia, Being an Anatolian,” comes from a competition sponsored by Actual Archaeology magazine.  A selection of the images, with translations, are below.

Muzaffer Onuk:

muzafferonur

Sadik Pala: “sorry for the inconvenience to history…”

sadikpala

Ebru Diril:

ebrudiril

Ali Bulca:

alibulca

Cemalettin Güzeloğlu: “protected plundered area”

cguzeloglu

Cemalettin Güzeloğlu:

cemalettin

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Eşeyli Üremenin Faideleri ve Türkiye Arkeolojisi İçin Lüzumu

yazar: Canan Çakırlar (University of Groningen)

TAG Türkiye’nin ilk toplantısında Türkiye’de arkeolojinin gelişmesini özetlemek için en sık kullanılan, metaforlardan bir tanesi ‘mitoz bölünme’ydi. ‘Mitoz bölünme’ ile kastedilen genelde ekolmüş gibi davrananan kliklerin hızla üreyerek vatanın en ücra köşelerinde dahi stratejisi olmayan, programsız, keyfe keder bölümcükler kurmasıydı. Bilindiği gibi, mitoz bölünme eşeysiz üreme biçimlerinde önemli yer tutar ve canlıların kalıtsal bilgisini taşıyan DNA’yı bölünme yoluyla yeni hücrelere aynen taşır. Bu yolla çoğalan hücreler yalnız iyi-kötü tesadüfler ve çevre faktörlerinin etkisiyle değişebilirler. Bu kalıtsal çeşitliliği engeller, kendileşme ve soysuzlaşmaya yol açar. Yani nicelik artarken, nitelik yerinde sayar veya kaybedilir. Ayrıca bu canlıların mutlu olup olmadıkları sorusuna yanıt bulmak ne yazık ki imkansızdır. Kalıtsal çeşitliliğin sağlanması için evrim sürecinde eşeyli üremeye geçilmesi şart olmuştur. Çünkü türlerin devamı ve türleşme ancak bu şekilde sağlanabilir. Türlerin çeşitliği az olduğunda tür toplulukları tek bir türün hakimiyeti altına girer. Yaşamın temel kurallarından bazıları bunlardır. Eşeyli üreme dünya üzerinde oksijensiz bile yaşayabilen iki üç bakteri tarzı canlı yerine milyonlarca karmaşık türün bir arada yaşamasına sebep olduğuna göre, Türkiye’de arkeolojinin gelişmesine de bir katkıda bulunur herhalde.

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Thoughts on Time and Temporality at TAG-Chicago

Zoe Crossland (Columbia University)

The TAG Chicago session ‘Viewpoints for a Critical Archaeology of Time’ was one of two sessions today (Saturday) on temporalities. Organized by Jonathan Walz and Zoe Crossland, the session’s papers dealt with a number of themes including compressed time and timelessness, cyclical vs linear time, and the implications of these different temporalities both for our present narratives, and past people’s understandings of their worlds.  In this respect a theme also emerged of change and continuity and of anticipation and anxiety in the face of change. Unifying all the papers was a concern with how these different understandings of temporality might provide a site for re-imagining the archaeological project and its forms of narration as well as adjusting our perspectives on the past.

One question that the papers raised for me is what we mean by time and by temporality. Is time the space to temporality’s place, the inevitable backdrop against which human understandings of time emerge? Or is time an imaginary abstraction, something that can never be experienced, but only projected as a container for human practice. In this more phenomenological view, everything is temporality, in the same way that everything is place. We cannot know time but only temporality, and yet we are not free to construct temporality any way we like, but we have to work with how we and other things are located in space-time and the restrictions that this places on practice. It’s in how we deal with and acknowledge these elements that we can assess how far we are successful in grappling with the question of time There can be a tendency to assimilate cyclicality as a form of timelessness and the papers draw attention to the ways in which this cyclicality may be understood in variable ways, shifting it away from its location as the opposite pole of progressive, modern time.

The papers reminded us that it’s important to remember that cyclicality is not the same as repetition. We work on a cyclical week where every Sunday comes around regularly, and in an ordered way. But that is not to say that our weeks are timeless. Sundays may seem all the same, filled with class preparation and that feeling of end-of-the-weekend foreboding, but of course they are understood to be different and as Alfred Gell has explored, in that sense there is always a linearity to time, we can never go back and repeat last sunday (although some of us might want to). So what becomes important within this cyclicality is understanding the variable ways in which it is conceived and experienced. And with moving away from the easy association of cyclicality with nature and with timelessness, both of which are very obviously tied to a Western kind of imaginary and with constituting the other, as Fabian has explored This great selection of provocative papers encouraged a rethinking not simply of our understanding of time, but also of how we imagine our work as archaeologists. If we can find ways to pick up on this call, then it promises a vibrant and challenging future for archaeological interpretation.

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Three Perspectives on Neolithic Anatolia

In the second panel from the “Theoretical Approaches to Archaeological Problems” session on May 9th, three scholars from Adam Mickiewicz University—Patrycja Filipowicz, Agata Czeszewska, and Marta Barkowiak—presented papers on theoretical approaches to the archaeology of Neolithic Anatolia. Filipowicz’s paper applied Charles Sanders Peirce’s semeiotics to imagery found in Çatalhöyük and post-Çatalhöyük settlements, examining the persistence of certain motifs—like that of the bull’s head—in changing forms, from wall paintings and other static forms of imagery in Çatalhöyük to figurines and other “mobile” decorative objects in the later period. She argued that Chacolithic imagery is actually a transformed Neolithic imagery, suggesting that a “Çatalhöyük of the mind” may have persisted and taken new form in such replicas. Czeszewska invoked network analysis and Ian Hodder’s notion of human-thing entanglement to discuss Neolithic imagery in Southeast and Central Anatolia, arguing that the study of images and motifs as both materially and symbolically interconnected can help us better understand the interactions between various zones and periods of settlement in different regions of Neolithic Anatolia. Finally, Bartkowiak turned to Western Anatolia, examining how organic residue analysis—in this case, of milk traces—can play an important methodological role in informing the typology and interpretation of specialized vessels used for collection, preparation, storage, and consumption in the Western Marmara region.

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Arkeoloji Eğitimi ve Sorunları (Lisans ve Yüksek Lisans Öğrencilerinin Gözünden)

yazar: Canan Çakırlar (University of Groningen)

Öğrenciler derslerini çalışıp gelmişlerdi. Bartu Dinç konuşmasında akademik kendileşme sorununu irdeledi. Akademik kendileşmenin yarattığı korunaklı gibi görünen ortamların çeşitliliği kısıtladığını, ekol yerine kamp ve kutupların oluştuğunu anlattı. Bu durumdan en çok öğrencinin zarar gördüğünü savundu. Bartu’nun hemen ardından konuşan Gökhan Çoban’ın Türkiye’de okutulan arkeoloji derslerin isimlerine dayanarak oluşturduğu istatistikler akademik kendileşmenin öğrenciler açısından sonuçlarını açıkça ortaya koydu. Gökhan’ın istatistikleri Türkiye’de 58 arkeoloji bölümünün hemen hepsinde hep aynı tipoloji konulu derslerin ezici ağırlığını, tematik, disiplinlerarası ve kuramsal derslere neredeyse hiç yer verilmediğini rakamlarla gösterdi. Örneğin, ‘Arkeolojiye Giriş’ isimli derslerin sayısı: 0. Üçüncü konuşmacı Ekin Dalbudak da aynı konuyu öğrenci ve ögretim üyeleriyle yaptığı röportajlar yoluyla aydınlattı, önerilerde bulundu. Ekin’e göre önemli olan kazıda bulunmak değil kazının neden yapıldığını anlamak olmalıydı. Öğrencilerin yabancı dil eksikliği de burada gündeme geldi. Bu oturumun son konuşmacısı olan Murat Karakoç da eğitimdeki eksikliklerin araştırma sonuçlarına nasıl yansıdığını Ege bölgesinde Paleolitik dönemin hiç bilinmemesi örneğini inceleyerek anlattı: Ege bölgesinde Paleolitik Dönem’e ait delillerin yapay azlığını burada yapılan araştırmaların azlığına bağlayan Murat, araştırmların az olmasını da eğitimin eksikliğinden kaynaklanan bilgisizliğe bağladı. Kısacası, öğrenciler eğitim maratonunu bitirip çizginin öteki tarafına geçenlere kanaat notuyla 100 üzerinden 45 verirken, arkeoloji eğitim sistemininin kendisine de sıfırı bastılar.

Posted in Uncategorized | Leave a comment

update

Due to technical difficulties, we were unable to post during TAG itself, but we will be publishing paper and session summaries, reflections on the conferences, images, and more this week.  Stay tuned!

Teknik sorunlar nedeniyle, TAG toplantısın’dan post yapamadık, ama panel ile sunum özetleri, toplantı üzerine düşünceleri, fotoğrafları, vb yayınlayacağız. Bizi izlemeye devam edin!

 

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Joint Exhibitions/Paylaşan Sergiler

TAG-Turkey is delighted to be hosting two of the art installations that are also showing at TAG-Chicago this week.  In the main conference salon, we are showing Jesse W. Stephen and Colleen Morgan’s “Faces of Archaeology” project, a series of photographic portraits from the 2013 World Archaeological Congress in Amman. The project aims “to illuminate the diversity of archaeology” by portraying “a sample of people, purposes, and motivations” in the discipline.  You can also view the photographs—along with the names and research topics of those pictured—online here.

“What We Can’t See, We Can Imagine,” a video installation by Annie Danis and Erin Schneider, will be screened between sessions on Friday 10 May.  According to the artists, “any archaeological interpretation is an inference of human presence from human absence.” The piece explores the traces of human experience in the landscape and the limits of the archaeological gaze through a site-based performance at the Vásquez Rocks in Agua Dulce, California.

TAG-Şikago’daki sanat sergisinde gösterilen iki sanat projesi aynı zamanda TAG-Türkiye’de sevinçle gösteriyoruz. Konferans salonunda, Jesse Stephen ve Colleen Morgan’ın “Arkeolojinin Yüzleri” projesi Amman’daki 2013 Dünya Arkeoloji Kongresinde çekilen bir portre koleksiyonundan oluşmaktadır. Projenin hedefi, “insan, amaç, ve motivasyonlerin bir çeşidini” tasvir ederek, “arkeolojinin çeşitliliğini tanımlamaktır.” Portreler, görülen insanların isimleri ve araştırma konularıyla projenin web sitesinde de görünebilir.

İkinci sanat projesi, Annie Danis ve Erin Schneider’in video enstalasyonu “Göremediklerimizi Hayal Edebiliriz” Cuma 10 Mayıs konferans salonunda görülebilir. Sanatçılara göre, “her arkeolojik yorumluma, insanın yokluğundan insan varlığının bir çıkarımıdır.” Eser, California’daki Vasquez Taşları’nda performans aracılığıyla, yeryüzünde insan izleri ve arkeolojik bakış açısının sınırları konu alır.

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Why TAG-Turkey?

Hello from Ege University in İzmir! The first TAG-Türkiye conference begins today. Here’s an excerpt from the introductory text produced by the meeting organizers, explaining why they decided to start a Turkish TAG, and what they hope this initial meeting will achieve:

The Turkey chapter of The Theoretical Archaeology Group was founded in the fall of 2012. The organizers hold that current archaeology in Turkey is producing knowledge beyond the well-explored culture-historical framework, which traditionally concentrates on chronological problems, pottery typologies, and publication of decontextualized objects. The quality and quantity of problem-oriented research implementing innovative methods with theoretical agendas are increasing rapidly. In addition, ever-increasing awareness of the history of archaeology has generated a very welcome critical thinking about the discipline.

With this meeting, we intend to explore the social, cultural, political and economic contexts, in which archaeology is conducted in Turkey, and to gain an overview of innovative theoretical archaeological research. Based on the ideas discussed in the TAG-Turkey open forum, the organization committee defined six main themes for the conference: (1) The place of theory in archaeology in Turkey, (2) State Politics, (3) Archaeology education and its problems, (4) Archaeology in Turkey in historical context, (5) Archaeology and society, and (6) Theoretical approaches to archaeological problems.

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Welcome & Hoşgeldiniz

Welcome to the TAG 2013 blog! This year, for the first time, Theoretical Archaeology Group conferences will occur simultaneously in Turkey and North America, on 9-10 May in İzmir and 9-11 May in Chicago. This blog, hosted by TAG-Turkey, will be a platform for sharing stories and discussions from TAG-Turkey and TAG-Chicago. Our aim is to connect participants in the two conferences and build bridges between scholars in Turkey and those in the global TAG community.

We will be posting in English and Turkish, and welcome comments and contributions.  If you would like to contribute a post, please contact us via the contact page.

TAG 2013 bloguna hoşgeldiniz! Bu yıl, ilk defa olarak, Teorik Arkeoloji Grubu toplantıları Türkiye ve Kuzey Amerika’da aynı zamanda yapılacak: 9-10 Mayıs İzmir’de, ve 9-11 Mayış Şikago’da. Bu blog TAG-Türkiye ve TAG-Şikago’dan hikayeleri ve tartışmaları paylaşmak için oluşturduk. Hedefimiz, iki toplantı katılımcılarını birleştirip, Türkiye’deki akademisyenler ile uluslararası TAG topluluğu arasında köprü kurmak.

Blog’da İngilizce ve Türkçe post yayımlacağız. Sizi de yorum ve yazı yazmaya davet ediyoruz. Bir katkı yapmak için, contact sayfasını kullanınız.

 

Posted in Uncategorized | Leave a comment